|
Kalp-damar hastalıklarından kurtulabilirsiniz. Ama önce risk taşıyıp taşımadığınızı bilmeniz gerekiyor. İşte size yardımcı olacak test...
Uzmanlar kalp-damar hastalıklarının da diğer pek çok hastalık gibi önlenebilir, hafifletilebilir, geciktirilebilir, kısacası yönetilebilir problemler olduğuna dikkat çekiyorlar.
Eğer riskim var mı diye düşünüyorsanız aşağıdaki test size yardımcı olabilir.
RİSKİNİZİ KENDİNİZ DEĞERLENDİRİN
Uzmanlar, birinci derece akrabalarınız arasında erkeklerde 50, kadınlarda 55 yaş altında kalp krizi geçirenler varsa, kan şekeri yüksekliği, hipertansiyon, sigara kullanımı gibi riskleri taşıyorsanız, özellikle fazla kilolu, stresli ve egzersiz yapmayıp hareketsiz yaşayan biriyseniz kalp krizi riskinizi araştırmanızın faydalı olabileceğini belirtiyor.
Yaşınız kaç?
Kalp krizinin her yaştaki kadını etkilemesine rağmen, siz yaşlandıkça özellikle menopozdan sonra riskiniz artacaktır.
50 yaş üzeri ve
menopoza girmiş10
35-50 yaş arası ve
menopoza girmiş8
Menopoza girmiş
ancak östrojen kullanan4
34 yaş üzeri ve menopoza
girmemiş4
34 yaş altı1
Ailenizin sağlık geçmişi
Eğer ailenizin bir ferdi kalp krizi geçirmişse, riskiniz artar. Ailenizde genç yaşta kalp krizi geçirmiş biri varsa, özellikle anneniz veya kız kardeşlerinizde böyle bir hikáye mevcutsa, sorun daha da önem kazanır.
Ailenizden birinin 55
yaşından önce kalp krizi
geçirmiş olması5
Ailenizden birinin 55 yaşından
sonra kalp krizi geçirmiş
olması3
Ailenizde kalp krizi
geçiren birinin olmaması1
Sigara kullanımı
Ne kadar çok sigara içerseniz kalp krizi riskiniz o kadar artar. Kadınlarda sigara içiciliği son araştırmalarda neredeyse erkeklerdeki değerlere ulaşmaktadır. Sigara çok önemli bir risk faktörüdür.
Günde 11 ya da
daha fazla sigara5
Günde 1-10 sigara3
Hiç sigara kullanmamış1
Kilo durumunuz
Kilo fazlalığı sorunu kalp krizine açık bir davettir. Özellikle bel çevrenizde biriken kiloları dikkatle izlemeli, bel çevrenizin 88 cm’nin üzerine çıkmamasına özen göstermelisiniz. En doğru kriter beden kitle indeksinizdir.
Beden kitle indeksinin
27 veya daha fazla olması5
22-26 arasında olması3
22’den az olması1
Vücut şekliniz
Kilonuzun büyük kısmını, kalça ve basenlerinizde taşımanız halinde kilonuzun büyük kısmını bel ve vücudunuzun üst kısmında taşımanıza göre kalp krizi riski daha azdır. Bel ölçünüzü kalça ölçünüze bölerek bel/kalça oranınızı bulunuz.
0,8 veya daha fazla5
0,8’den daha az1
İçki kullanımı
Ölçülü içmek, günde 1 kadeh şarap kalp krizi riskinizi azaltabilir, ancak fazla alkol tüketimi kolesterol seviyenizi ve kan basıncınızı yükselterek, kalp krizi riskinizi artırabilir.
Ağır içicilik5
Günde iki kadehten
daha fazla3
Günde bir kadeh1
Stres yoğunluğunuz
İşiniz çok stresli ve yoğun olmasına rağmen işle ilgili kontrolünüz çok azsa veya hiç yoksa kalp krizi riskiniz artar.
Yüksek iş baskısı5
Herhangi başka
bir iş durumu1
Egzersiz durumunuz
Egzersiz eksikliği kalp krizi için büyük bir nedendir. Düzenli ve ılımlı egzersiz alışkanlığının sizi kalp krizinden koruyan önemli güvencelerden biri olduğunu unutmamalısınız.
Nadiren egzersiz yapmak5
Ara sıra egzersiz yapmak3
Haftada en az
3 kere egzersiz yapmak1
Kan basıncınız
Eğer kan basıncınız 140/90’dan fazla ise kalp krizi riskiniz artar. Hipertansiyon, kalp krizlerinin en önemli tetikleyicisidir. Kan basıncınızı sürekli izlemelisiniz.
160/95’ten fazla5
140/90 ile 160/95 arası3
140/90’dan az1
Diyet yağı
Doymuş ve işlenmiş yağları diyetinizde azaltmak kolesterolünüzü sağlıklı bir seviyede tutmanıza yardımcı olur. Kırmızı eti, tereyağını, margarini veya peyniri hangi sıklıkta yiyorsunuz? Zeytinyağı, kalp-damar hastalıklarından koruyucudur ve en çok güvenebileceğiniz yağdır.
Neredeyse her gün5
Haftanın birkaç günü3
Çok az ya da hiç1
DEĞERLENDiRME
13 veya daha azsa: Kalp krizi riskiniz çok azdır.
14-30 puan arasındaysa: Kalp krizi riskiniz orta seviyededir. Diyetinize dikkat edin ve düzenli egzersiz yapın. Eğer sigara içiyorsanız, bırakın.
31 puan veya daha fazlaysa: Kalp krizi riskiniz yüksek düzeydedir. Doktorunuzla görüşerek bir koruma programına katılın. Damarsal risklerinizi belirleyin. Egzersiz, kilo verme ve kan yağlarını ayarlama problemlerini izleyin. Koruyucu dozda aspirin, omega-3 yağ asitleri ve E vitamini kullanımı için doktorunuza danışın.
08:43 - 9/5/2007 -
{yok} -
İngiltere’de yapılan bir araştırma, ölümcül MRSA enfeksiyonunu tedavisinde sinek larvalarının kullanılması halinde hastalığın hızla ilerlediğini ortaya çıkardı.
İngiltere’de yapılan bir araştırma, ölümcül MRSA enfeksiyonunu tedavisinde sinek larvalarının kullanılması halinde hastalığın hızla ilerlediğini ortaya çıkardı.
LONDRA-İngiltere’de yapılan bir araştırma, ölümcül MRSA enfeksiyonun tedavisinde sinek larvalarının kullanılması halinde hastalığın hızla ilerlediğini ortaya çıkardı. Manchester Üniversitesi tarafından yapılan araştırmada özellikle hastanelerde görülen MRSA enfeksiyonundan etkilenen hastaların tedavisinde sinek larvalarının kullanılabileceği belirtildi. MRSA enfeksiyonu nedeniyle ayaklarında ülserler oluşan 13 hastaya sinek larvaları koyan doktorlar, bu hastaların 12’sinin iyileştiğini gördü. İngiliz The Sun gazetesinin haberine göre normalde 28 hafta süren enfeksiyonun tedavisinde sinek larvaları kullanıldığında bu sürenin 3 haftaya düştüğü görüldü. Araştırmayı yürüten Prof.Dr. Andrew Boulton, “Sinek kurtçukları dünyanın en küçük cerrahları. Aslında cerrahlardan bile iyiler çünkü larvalar daha ucuz ve 24 saat çalışıyorlar” dedi. Sinek larvalarının Napolyon dönemi savaşlarında ve Amerikan iç savaşı sırasında da kullanıldığını kaydeden Profesör Boulton, bu larvaların yaraları temiz tuttuğunu söyledi. Kendilerinin araştırmayı, hastaların ayaklarındaki sorunlar için yaptıklarını ancak sinek larvalarının vücudun diğer kısımlarındaki yaralar için de kullanılabileceğini belirten Profesör Boulton, sadece kadın bölgesindeki büyük yaralarda sinek larvalarının sorun çıkarabileceğini kaydetti. MRSA NEDİR? MRSA (Metisilin’e Dirençli Stafilokok Aureus) aslında çok bulaşıcı ve güçlü bir bakteri olan Stafilokok mikrobunun türü. Normal insan dokusunda sorun çıkarmadan yaşayan bu mikrop, metisilin isimli bir antibiyotiğe dirençli çıkmayı başarırsa MRSA haline dönüyor. Pek çok penisilin ve antibiyotiğe karşı direnç gösteren mikrobun tedavisi bu yüzden zor oluyor. Genellikle hastanelerin yoğun bakım ünitelerinde bulunuyor.
08:42 - 9/5/2007 -
{yok} -
Dişlerinizle başınız dertte mi? Çürüğü önlemenin yolları var. Uzmanlar bunun için 11 yol öneriyor.
Diş çürüklerini çok kolay tedbirlerle önlemek mümkün olabiliyor.
İşte çürüğü önleyen basit yöntemler:
1.Sabah kahvaltısından sonra ve akşam yatmadan önce dişler fırçalanmalı ve her gün düzenli olarak diş ipi kullanılmalı.
2.Yiyecek artıkları en çok dişlerin çiğneme yüzeylerindeki girintilerde ve dişlerin birbirine değdiği ara yüzeylerde biriktiği için, diş fırçaları küçük başlı seçilmeli.
3.Dişlerin iç yüzeyleri, dış yüzeyleri, çiğneyici yüzleri ve dilin üstü fırçalanmalı ve ara yüzlerde diş ipliği kullanılmalı.
4.Fırçalar, orta derecede sert yada yumuşak kıllı olmalı ve belirli aralıklarda değiştirilmeli.
5.Asla başkasının diş fırçası kullanılmamalı.
6.Dengeli beslenmeye dikkat edilmeli ve abur cubur yiyeceklere bir sınır konulmalı. Dişlerinizi çürüğe karşı daha dayanıklı hale getiren uygulamalardan 'florlama' ve 'fissür örtücüler' hakkında diş hekimine başvurulmalı.
7.Diş fırçalama sırasında florürlü bir diş macunu kullanılarak, florürün diş çürüğünü önlemedeki rolünden yararlanılmalı.
8.Florürlü macunlara yardımcı olarak aynı zamanda ağız kokusunu gidererek ferahlık ve temizlik hissi veren florürlü gargaralar da kullanılabilir.
9.Şekerli yiyecekler ana öğünlerde tüketilmeye çalışılmalı ve yemek aralarında birşey yememeye gayret edilmeli.
10.Belirli periyotlarla diş hekimine başvurulmalı ve çürüklerin erken yakalanması sağlanmalı.
11.Sıcak ve soğuğa duyarlı dişler ya da ağrılı dişlerde veya tebeşirimsi renkte olan başlangıç çürükleri, kahverengi renklemeler ve oyuklar gibi durumlarda vakit geçirilmeden hekime başvurulmalı.
08:41 - 9/5/2007 -
{yok} -
Bilim adamları, günde bir adet selenyum hapının HIV virüsüne karşı mücadelede etkili olduğunu ortaya çıkardı.
Miami Üniversitesi uzmanları tarafından HIV hastaları arasında yapılan araştırmalarda, hastalara 9 ay boyunca selenyum minerali içeren haplar verildi.
İngiliz yayın kuruluşu BBC’nin internet sitesinde yer alan habere göre, selenyum, hastaların bağışıklık sistemini güçlendirdi. Uzmanlar selenyum’un HIV virüsü hastalarında kullanılması durumunda bu tedavinin daha ucuz ve kolay olabileceğinin altını çizdiler.
08:37 - 9/5/2007 -
{yok} -
|